Ayılar

Kuzey Amerika, Güney Amerika, Avrupa ve Asya kıtaları üzerinde yayılım gösteren ayılar, Ayılar Ursidae ailesi ait memeli bir hayvan türüdür.Etçil ve otçul olan ayılar son derce akıllı hayvanlardır.Kış mevsiminde kış uykusna yatarlar.Fosil kaytlarıda mevcuttur.
Bilim adamları buldukları fosillerde tarih öncesi devirlerde yaşamış olan dev bir ayı türü keşfetmiştir.Dönemimin en azılı katili olan bu katil ayı 50 km hızla koşabilir ve 10 km ötedeki avının kokusunu alan ,900 kg ağırlığa ulaşabilen dev bir avcıydı. Devamını Oku

Atlar

Latince adı Equus coballus memeli , otçul ve tek toynaklı(üçüncü tırnak) olan atlar milattan önce 4000-3000 lerde insanlar tarafından evcilleştirlmeye başlanmıştır.
Atgiller (Equidae) familyasına ait olan atların günümüzdeki vahşi ataları Prezewalski yaban atı olarak bilinen ve yaşayan yerli ırkların ataları olarak kabul edilen atlardır.Latince adı Equus ferus prezewalskii olan bu atların bilinen diğer isimleri mongolya yabani atı yada ‘Takhi’ olarakta bilinir.Bu atlar atların günümüzde yaşayan atalarıdır.

İlginç bir not vermek istersek afrikada yaşayan zebralarda Equidae ailesine mensup olan latince adı Equus zebra ‘da atlar ile aynı ailedendir.Ayrıca eşeklerde atlar ile ile aynı ailedendir.(familia=Aile:Equidae)
Diğer vahşi atlar ise Amerikan bozkırlarında “Mustang” olarak isimlendirilen atlardır.Fakat bu atlat ispanyollat tarafından avrupadan amerikaya getirilen atlardan doğaya salınmış atların uluşturduğu bir populasyondur.Mustangler doğada her türlü zorlukla başederek hayatta kaldıkları için açlığa ve ve susuzluğa karşı dayanıklı atlardır.
Evcil atlar ‘Hara’ adı verilen at yetiştirme çiftliklerinde yetiştirilmektedir. Devamını Oku

Akbabalar

Son günlerde popüler kültüre de giren Geri dönüşüm çöp kutuları ile çöpler, eskisi gibi vahşi toplama yöntemlerinden farklı olarak cam, kağıt ve hatta pil olarak evlerde dahi farklı ambalajlarda depolanıp , gelen çöp toplama ekiplerince direk geri dönüşüm merkezlerine ulaştırılmakta.Eskisi gibi her türlü atığı rastgele doğaya boşaltılan vahşi çöp toplama yöntemleri artık tercih edilmemekte. Aslında doğa bu geri dönüşüm problemini bir çok mekanizma ile çözmüş durumda.Birçok insana itici gelen , doğanın gökyüzünde uçarak ortamda oluşan hayvan leşlerini bulan ve onları yiyerek direk geri dönüşümü atığı olduğu yerde çözümleyen akbabalar bu mekanizmalardan sadece biridir. Devamını Oku

Koful (Vakuol) Nedir?

Vakuol bazı tek hücreli hayvanların dışında hayvanlarda bulunmayan bir organeldir.Tüm ilkel ve yüksek yapılı bitkilerde ve mantar hücrelerinde vardır.
Vakuol(koful) sıvısı içinde hücrenin ait olduğu doku çeşidine bağlı olarak organik maddeler ve asitler,çeşitli renk maddeleri(Antokyan=mavi-mor renk,Antoksantin=sarı,turuncurenk),tuzlar,karbonhidratlar,yağlar,proteinler,müsilaj,kauçuk ve tanen maddeler bulunabilir.
Vakuol özsuyu içerisinde bulunabilecek tüm maddeler topluca ” Ergastik Maddeler ” olarak isimlendirilir.
Vakuoller bazı canlılarda birtakım özel görevlerde alır.Tek hücreli canlılarda hücre içine madde ve besin alımı,sindirilen besin atıklarının hücre dışına atılması görevler alır.
Vakuol zarı tek katlıdır ve vakuol zarına ” Tonoplast ” denir.
Tatlısularda yaşayan bir hücreli canlılarda ise koful farklılaşmıştır.Bu canlılarda kofula”Kontraktil Koful” denir.Kontraktil koful canlıdaki fazla suyun dışarı atılımını sağlayarak hücrenin yani canlının osmotik basıncını regüle(düzenleme) eder.

Sentrozom ve Sentriol Nedir?

Sentrozom ilkel bitkilerde(kırmızı algler hariç tüm alglerde,yosunlarda,eğreltiler ve birçok tek hücreli bitkilerde) ve hayvan hücrelerinde bulunan bir organeldir.Çiçekli bitkilerde sentrozom yoktur.Sentrozom hücre bölünmesinin başlangıcında yani interfaz safhasında görülür.

Sentrozomun yapısı incelendiğinde dairesel bir hat üzerinde yanyana dizili 3’lü(triplet) mikrotübüller görülür.3’lü yapıdaki bu mikrotübül yapılara ” SENTRİOL ” denir.Bu dairesel hat üzerinde 3’lü mikrotübüllerden 9 adet bulunur.9 adet triplet mikrotübülün oluşturduğu bu yapıyada ” SENTROZOM ” denir.Sentrozom yada sentrioller hücre bölünmesinde iğ ipliklerini oluşturur.

Nükleus ve Nükleolus(Çekirdek ve Çekirdekçik)

Nükleus(çekirdek) hücrenin tüm yaşamsal faaliyetleri için olmazsa olmaz olan,kalıtsal materyali taşıyan,25-40 mikrometre boyutlarında,küremsi yada oval görünümde, hücrenin merkezi yönetim birimidir.Nükleus bakteri ve mavi-yeşil(Prokaryotlar) algler ve memeli eritrositleri haricinde tüm ökaryotik bitki ve hayvan hücrelerinde bulunan bir organeldir.
Çekirdeğin(Nükleus=nucleus)hücre içinde yeri sabit değildir.Genellikle hücre merkezine yakın konumda olabildiği gibi,kılcal damarlara yakın hücrelerdeki nükleus,kılcal damar tarafındaki hücre zarına yakın konumlanır.Nükleus hücrede yaygın olarak bir adettir.
Bazı hücrelerde birden fazla nükleusta bulunabilir.Örnek olarak insan karaciğer hücrelerinde 2 adet,çizgili kas dokusunda hücrelerin birleşmesi sebebiyle çok sayıda nükleus öbekleride bulunur.Nükleus sayısı hücrede oluşabilcek hastalık sebepleriylede artabilir.
Çekirdeğin(Nükleusun) yapısı(morfolojisi) incelendiğinde 4 önemli bölümden oluştuğu görülür.
1)Çekirdek zarı(Karyolemma=Nukleomembran)
2)Çekirdek Plazması(Karyoplazma=Nukleoplazma)
3)Çekirdekçik(Nukleolus)
4)Kromozomlar Devamını Oku

Peroksizom Nedir?

Hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan,0,3-1,5 mikron çaplarında ,tek katlı bir zarla çevrili,küremsi yada oval vakuol benzeri organellere ”Peroksizom” adı verilir

.Peroksizomlarda bitki ve hayvan hücrelerinde herhangibir nedenle varolan toksik(zehirli) etkili maddeleri inaktive edip yok eden katalaz(=parçalayıcı) enzimleri taşır.Katalaz enzimlerine örnek olarak glikolat oksidaz,aminoasit oksidaz ve peroksidaz verilebilir.

Ribozomlar

Ribozomlar viruslar hariç bakterilerde dahil olmak üzere tüm canlılarda bulunan,15-20 nanometre çapında küremsi yada oval şekilli oganellerdir.Ribozom hücredeki organeller arasında en küçük organeldir.Ribozomlar endoplazmik retikulum ile birlikte oluşturdukları kompleks ile (Granüllü Endoplazmik Retikulum=GER) protein sentezinin yapıldığı orgenellerdir.Protein sentezi endoplamik retikulum ve ribozomlarda gerçekleşir.Ribozomlar hücrede stoplazmada dağınık halde bulunabildikleri gibi endoplazmik retikulum üzerinde ve hücre zarına yapışık halde bulunurlar.

Ribozomlar

3 farklı ribozom tipi vardır;
1)rRNA(Ribozomal RNA 2)mRNA(Mesajcı RNA) 3)tRNA(Taşıyıcı RNA)

Ribozom tiplerinin görev ve özelliklerine protein sentezi makalesinde değineceğim.Bu sebeble ribozom tiplerini bilmek bu makalemizde yeterlidir.

Ribozomların kendine ait RNA ve proteinleri vardır.Ribozom iki alt birimden oluşur.Ribozomlar tek tek bulundukları gibi protein sentezi sırasında mRNA üzerine yan yana dizilerek zincir şeklindede görülürler.Protein sentezi sırasında zincir şeklinde dizilen ribozomlara ”Poliribozom” ,tek halde bulunan ribozoma ”monomer ribozom” adı verilir.Protein sentezi polizomlarda gerçekleştirilir.
Protein sentezinin ribozom ve endoplazmik retikulum organellerinde gerçekleştiğini söylemiştik.Bazı bilim otoriteleri stoplazmada bağımsız olarak bulunan ribozomların üretmiş olduğu proteinlerin hücrenin kendi hayatsal faaliyetleri için kullandığını,endoplazmik retikulum üzerinde bulunan ribozomların ürettiği proteinlerin ise hücre dışına salınacak olan proteinler olduğu görüşünü savunurlar.

Mitokondriler

Mitokondri;Mavi-Yeşil Algler,bakteriler (Prokaryotlar) ve memelilerdeki alyuvarlar hariç tüm ökaryotik bitki ve hayvan hücrelerinde bulunan bir organeldir.Mitokondri oksijenli solunum yapan hücrelerde stoplazmada serbest halde bulunduğu gibi, 5 yada 6 tanesi yanyana dizilerek zincir şeklinde bulunabilir.Bu mitokondri zincirleri ve stoplazmada tekil olarak bulunan mitokondriler stolazmada stabilde halde durmaz ve stoplazma içinde yerdeğiştirirler.
Mitochondrium kelime anlamına bakarsak ‘Mitos=İplikçik’,’Chondros=tane,buğday’ anlamına geldiğini görürüz.0,2-5 mikron boyutlarındadır.Mitokondriler hücrenin enerji üretim merkezleridir.(ATP enerjisi üretilen organel)
Genel olarak bir hücrede bulunan mitokondri sayısı 8 taneden 2500′ e kadar olabilir.Mitokondrinin kendine ait DNA,RNA ve ribozomları vardır.DNA ve RNA bulunması mitokondrilerin bölünüp,çoğalabildiklerini gösterir.Fakat bu çoğalma kontrolsüz değildir.Hücredeki hayatsal faaliyetlerini idare eden nucleus’un(=Çekirdek)kontrolü altındadır.Yapılan çalışmalarda bilimadamları mitokondri genleri ile bakteri genlerinin benzerlik gösterdiklerini görmüş ve buna dayanarak mitokondrilerin evrimsel süreçte bakterilerden orjinlendiklerini ileri süren görüşler ileri sürmüşlerdir.Mitokondriler bulundukları tür ve doku çeşidine göre çok sayıda farklı mitokondriyal proteinlere sahiptir.Örnek olarak insanlarda kalp dokuda 615 tane farklı mitokondriyal protein tanımlanmıştır.
Mitokondrilerin morfolojisine(Yapısına) baktığımızda çift katlı bir zar ile çevrilmiş organel olduğunu görürüz.Genel olarak mitokonrilerde 3 farklı bölge göze çarpar.
1)Dış Zar(Dış Membran)
2)İç Zar(İç Membran)
3)İnterselüler Alan(İç ve Dış zar arasındaki alandır.=İnterselüler Membran)
İç zar mitokondri içine doğru çeşitli kıvrımlar yapar ve bu kıvrımlara ”Krista”(=Cristae) adı verilir.Kristalar mitokondri iç yüzey alanının artmasını sağlar.İç ve dış zar yapısı genel olarak hücre zarı makalesinde açıkladığımız gibidir.
Mitokondrinin içi stoplazmaya benzer yapıda bir sıvı ile doludur ve bu sıvıya ”Matrix” yada ”Mitokondriyal Sıvı” adı verilir.Matrix içinde hücrede enerji üretimi reaksiyonlarında kullanılan enzim,DNA,RNA ve ribozomlar bulunur.Mitokondrilerin kendi Dna’sının bulunması bölünüp,çoğalabildiklerini,RNA ve ribozomları bulunmasıda kendi protein sentezlerini yapabildiklerini gösterir.

Lizozomlar

Lysosome

Lizozom

Lizozom bitki,hayvan,mantar ve maya gibi tüm ökaryotik (eukaryotik) hücrelerde bulunan bir organeldir.

Lizozom bakterilerde mevcut değildir.Lizozomlar içlerinde parçalayıcı(Liziz=parçalayıcı) sindirim enzimleri içeren ,golgi aygıt tarafından üretilen vesiküllerdir.(Vesikül=Kesecik)
Lizozomlarda ki mevcut parçalayıcı enzimler Granüllü Endoplazmik Retikulum’da yerleşik olan ribozomlar tarafından sentezlenir,Granülsüz Endoplazmik Retikulum tarafından ise golgi aygıtına ulaştırılır.

Golgi Aygıtına ulaşan parçalayıcı enzimler küre şeklinde kesecikler şeklinde paketlenir ve lizozom olarak stoplazmaya gönderilir.
Lizozomlar çok ilginç yapılardır.Bünyelerinde depoladıkları parçalayıcı enzimler lizozom zarına ve lizozoma hiçbir zarar vermez.Tabiki bir istana dışında.Ölüm!Tüm canlılarda ölüm gerçekleştikten kısa bir süre sonra duyulan leş kokusu aslında hücrelerdeki lizozomların parçalanması ve yıkıcı enzimlerin organzimadaki hücre ve dokuları parçalayıp çürüme safhasının başlamasından kaynaklanır.Buna ‘’Otoliz’’ adı verilir.Lizozom zarında herhangi nedenle ufak bir sızıntı olursa organizmada çeşitli hastalıklara neden olabilir.
Lizozomlar insanları bakteriyal enfeksiyonlarda savunmakla görevli olan akyuvar hücrelerinde çok miktarda bulunur.Akyuvar bir bakteri ile karşılaştığında bakteriye saldıran akyuvar lizozomlarda ki enzimlerin salınması ile bakteriyi parçalayıp yani sindirip etkisiz hale getirir.Aynı mekanizma makrofajlarda da geçerlidir.Canlılarda, Lizozomların kalıtsal,kimyasal,ve çeşitli hastalık edici etmenler nedeniyle yapılarında meydana gelecek bir bozulma,sayısal olarak eksilme,görevlerini tam yapamama gibi durumlarda insanlarda ve diğer canlılarda çok vahim sonuçlar ile sonuçlanacak hastalıklara sebebiyet verir.