Biyoloji

Biyoloji,lise biyoloji,biyoloji 9 10 11 12

Lizozomlar

Lysosome

Lizozom

Lizozom bitki,hayvan,mantar ve maya gibi tüm ökaryotik (eukaryotik) hücrelerde bulunan bir organeldir.

Lizozom bakterilerde mevcut değildir.Lizozomlar içlerinde parçalayıcı(Liziz=parçalayıcı) sindirim enzimleri içeren ,golgi aygıt tarafından üretilen vesiküllerdir.(Vesikül=Kesecik)
Lizozomlarda ki mevcut parçalayıcı enzimler Granüllü Endoplazmik Retikulum’da yerleşik olan ribozomlar tarafından sentezlenir,Granülsüz Endoplazmik Retikulum tarafından ise golgi aygıtına ulaştırılır.

Golgi Aygıtına ulaşan parçalayıcı enzimler küre şeklinde kesecikler şeklinde paketlenir ve lizozom olarak stoplazmaya gönderilir.
Lizozomlar çok ilginç yapılardır.Bünyelerinde depoladıkları parçalayıcı enzimler lizozom zarına ve lizozoma hiçbir zarar vermez.Tabiki bir istana dışında.Ölüm!Tüm canlılarda ölüm gerçekleştikten kısa bir süre sonra duyulan leş kokusu aslında hücrelerdeki lizozomların parçalanması ve yıkıcı enzimlerin organzimadaki hücre ve dokuları parçalayıp çürüme safhasının başlamasından kaynaklanır.Buna ‘’Otoliz’’ adı verilir.Lizozom zarında herhangi nedenle ufak bir sızıntı olursa organizmada çeşitli hastalıklara neden olabilir.
Lizozomlar insanları bakteriyal enfeksiyonlarda savunmakla görevli olan akyuvar hücrelerinde çok miktarda bulunur.Akyuvar bir bakteri ile karşılaştığında bakteriye saldıran akyuvar lizozomlarda ki enzimlerin salınması ile bakteriyi parçalayıp yani sindirip etkisiz hale getirir.Aynı mekanizma makrofajlarda da geçerlidir.Canlılarda, Lizozomların kalıtsal,kimyasal,ve çeşitli hastalık edici etmenler nedeniyle yapılarında meydana gelecek bir bozulma,sayısal olarak eksilme,görevlerini tam yapamama gibi durumlarda insanlarda ve diğer canlılarda çok vahim sonuçlar ile sonuçlanacak hastalıklara sebebiyet verir.

Endoplazmik Retikulum Nedir?

Endoplazmik Retikulum

Endoplazmik Retikulum

Endoplazmik Retikulumun kelime anlamına bakacak olursak yunancada ‘Endo=iç’,latincede ‘Retikulum=Ağ yada küçük ağ sistemi’ demektir.Kelime anlamından da anlaşılacağı üzere hücrede stoplazmada madde sentezini ve iletimini sağlayan ,birbirlerine paralel olarak uzanmış yassı kanalcık ve tüpçüklerle oluşmuş ağ sistemine ‘Endoplazmik Retikulum’ adı verilir.Bu ağ sistemi ‘ Ergastoplazma ‘ olarakta isimlendirilir.
Endoplazmik Retikulum tüm eukaryotik hücrelerde çekirdek(nucleus) ve hücre zarı arasında yerleşiktir.Genel olarak tüm hücrelerde E.R yapı ve miktar bakımından birebir aynı yapıda sayıda değildir.Stoplazmada hücrenin o anki metabolik faaliyetine göre kanalcık sistemlerinin yapısında ve sayısında artış yada azalmalar şeklinde değişiklikler oluşur. Devamını Oku

Golgi Aygıtı Nedir?

Golgi Aygıtı

Golgi Aygıtı

1898 yılında italyan asıllı ‘ Camila Golgi ‘ sinir hücrelerini incelerken birtakım yassı kesecikler ve kanalcıklar gözlemlemiştir.Camila golgi keşfettiği bu yapılara  Golgi aygıtı (Golgi Cisimciği)  adı vermiştir.Golgi aygıtı endoplazmik retikulum ile birlikte görev görev yapan bir organeldir.Fakat golgi aygıtında ribozom bulunmaz. Devamını Oku

Hücrenin Yapısı ve Organelleri

Tüm yaşayan organizmaların yapısal ve fonksiyonel olarak en küçük temel birimine ”Hücre” denir.Hücreyi ilk gözlemleyen ve gördüğü şekillere ”Cell=Hücre=odacık” adını veren Robert hooke’dur. Devamını Oku

Nükleik Asitler

Nükleik asitler 1868 yılında isviçreli bilimadamı Friedrich Miescher tarafından balık spermleri ve akvaryuvarlar üzerindeki çalışmaları sırasında keşfedilmiştir.F. Miescher çalışmaları sırasında akyuvar ve balık sperm hücrelerinin nükleuslarında(çekirdeklerinde) asidik özellikli bir takım yeni maddeler keşfetti.F.Miescher C,H,O,N ve P içeren ,yapı bakımından proteinlerden büyük bu maddelere nükleusta(çekirdekte) yer aldığı için ” Nükleik Asitler ” adını verdi.
Nükleik asitler tüm canlıların döllenmeden itibaren ilk hücre bölünmelerinden başlayıp canlının yaşamının sonuna kadar gelişen tüm canlılık olaylarının nasıl başlayıp,nasıl biteceğine dair bilginin yer aldığı ana moleküllerdir.Özetlersek Genetik bilginin depolandığı yerdir.
nukletidNükleik asitlerin temel yapısal birimine ” Nükleotid ” denir.Bulundurdukları bazlara göre isim alırlar.Timin var ise Timin Nükleotid gibi.
Baz+Şeker+Baz–>Nükleotid
Nükleotid Birimi Devamını Oku

Proteinler

aminoasitProteinler hücrenin yapısında yer alan, C,H,O,N(Azot) ve S(kükürt) içeren,zincir şeklindeki aminoasitlerin birleşmesiyle (Polimerize olması) oluşan önemli organik bileşiklerdir.Proteinlerin temel yapısal birimi aminoasitlerdir.
Proteinler hücrede yüzlerce aminoasitin polimerize olmasıyla meydana gelen makromoleküllerdendir..İlk keşfedilen aminoasit Asparagus sp.(Kuşkonması) bitkisinden elde edilen ” Asparajin” dir.1938 yılında W.C. Rose tarafından ”Threonin” ise en son keşfedilen aminoasittir.Doğada 20 çeşit aminoasit vardır.

Proteinlerin kimyasal yapısını incelediğimizde merkezde bir karbon(C) atomu ve bu atoma bağlı bir karboksil(-COOH) grubu ve amino(-NH2) grubu vardır.Bu iki yapı amimoasitlerin ortak temel yapısını teşkil eder.Amimoasitler arasındaki farklılığı ise (C)karbon atomuna bağlı (-R) grubu ve yan zincir sağlar.Aminoasitler ”R” grubunun kimyasal özelliklerine göre suda eriyenler ve suda erimeyenler olmak üzere iki gruba ayrılır.Amino grubu ve yan zincir grub,aminoasitlerin farklı elektrik yüklerine ve suda farklı çözünürlük oranlarına sahip olmalarını sağlar.Aminoasitler kısaltılmış olarak üç haf yada tek harf ile sembolize edilirler.Alanin –>Ala–>A gibi..
Karboksil grubu(-COOH) asidik,amino grubu(-NH2) bazik özellik gösterir ve bu sebeble hücrede meydana gelebilecek Ph değişimlerinde tampon görevi üstlenirler. Devamını Oku

Lipidler(Yağlar)

Lipid Nedir? Lipid kelimesi yunancada Lipos: yağ ve Fransızcada lipides kelimelerinden türetilen,katı ve ve sıvı yağlar ile balmumu gibi maddelere verilen genel bir isimdir.Lipidler yani yağlar suda erimez sadece alkol ve türevlerinde erir.C(karbon),H(hidrojen) ve O(oksijen)’den oluşan yağlar organizmalarda iki şekilde bulunur.

1)Canlıların yapısındaki Fosfolipid ve Balmumu

2)Parçalandıklarında yüksek yüksek miktarda enerji açığa çıkaran,bir başka deyişle yüksek miktarda enerji depolama şekli olan katı ve sıvı yağlar.Katı ve sıvı yağlar canlılar için önemli enerji depolarıdır.

Bir mol trigliserid bir mol Alkol(Gliserin=Gliserol) ve 3 mol yağ asidinden meydana gelir.

1 mol Gliserin + 3 mol Yağ Asidi ——> Trigliserid + 3H2O(Su)

Bu formüldende anlaşıldığı reaksiyon sonucunda oluşan tabiatta bulunan doğal yağlara ”Trigliserid” adı verilir.Yağ moleküllerinde bulunan C ve H bağları karbonhidratlara oranla daha fazladır.Buna bağlı olarak metabolizmada yağlar parçalandığında(oksitlendiğinde) karbonhidratlara oranla 2-3 kat daha fazla enerji açığa çıkarır. Devamını Oku

Polisakkaritler

Birçok monosakkaritin dehidrasyon reaksiyonları ile birleşip uzun karbon zincirleri oluşturması sonucu polisakkaritler meydana gelir.Genel olarak yaygın olarak bilinen polisakkaritler,Nişasta,Glikojen, Askorbit Asit,Glikuron Asit,Neuromin Asit,Uron Asidi Selüloz ve kitin’dir
L-Askorbit Asit insanlarda C vitamini olarak kullanılır.Bitkilerce sentezlenir.

Glikuron Asit idrar içeriğinde yer alan maddelerden biridir.

Neuramin asit Süttte ve hücre membranında yer alır.Uron asid ise mukopolisakkaritlerin yapıtaşıdır.
Bu polisakkaritlerin temel yapı maddesi glikoz molekülüdür.Glikoz moleküllerinin farklı şekillerde polimerize olması(bağlanması) farklı özelliklerde polisakkaritlerin oluşmasına yol açar.
Nişasta bitkilerde fotosentez reaksiyonları sonucu üretilen ve temel depo maddesi olan bir polisakkarittir.Bitkilerin bu depo ürünleri insanlar ve otçul hayvanlar için önemli besin ve enerji kaynaklarıdır.Hayvanlarda ve insanlarda nişasta,glikojen ve maltoz çeşitli enzimler(Amilaz ve maltaz enzimi) ile glikoza parçalanarak kana karışır. Fotosentez ile sentezlenen nişastaya ”Asimleme Nişastası” adı verilir.Fındık,fıstık,patates,bakla ve mısırda yüksek miktarda nişasta bulunur.Asimleme nişastası daha sonra çeşitli enzimler ile etkileşime girerek hidroliz reaksiyonu ile disakkaritlere ayrışır ve bu moleküller vasküler(iletim) doku ile bitkinin değişik bölgelerine iletilir.

Omurgalı canlılarda besinlerin temel depolama şekli glikojendir.Glikojen iyot ile muamele edildiğinde kahverengi renk alır.Çok sayıda glikoz monomerinin bağlanmasıyla oluşan Glikojen karaciğer ve kas hücrelerinde depolanan bir polisakkarittir.İnsanlarda kanda glikoz(şeker) miktarında yükselme durumunda pankreastan salgılanan insülin hormonu kandaki fazla şekerin(glikoz) karaciğerde depolanmasını sağlar.Kanda şeker azaldığında yine pankreastan salgılanan glikagon hormonu karaciğerde depolanmış olan glikojeni hidroliz ederek(parçalayarak) glikoz şeklinde kana verilmesini sağlar.

Disakkaritler

İki monosakkarit molekülünün (Glikoz,Fruktoz,Galaktoz) glikosid bağları ile birleşmesi ve 1 mol su açığa çıkarmasıyla sonuçlanan kimyasal reaksiyonla bir molekül disakkarit oluşur.Ortama su çıkaran bu reaksiyona ”Dehidrasyon sentezi” adı verilir.Reaksiyonun tam tersi olursa, 1 mol su gerekir ve disakkaritin su ile parçalanmasına ‘Dehidroliz’ denir.Karbonhidratlar omurgalılarda kanda glikoz halinde taşınırken diğer hayvanlarda genellikle disakkarit formunda taşınır.

Örnek verecek olursak;

Sükroz(Çay şekeri) yani şeker ülkemizde şeker pancarından üretilirken,güney yarımkürede çoğunlukla şeker kamışından elde edilir.Disakkarit olan sükroz pancar ve şeker kamışı bitkilerinin iletim sistemlerinde, karbonhidratların taşınma biçimidir.Bir önemli disakkaritte memelilerin sütlerinde bulunan Laktoz’dur.

Glikoz+Glikoz —-> Maltoz + Su

Glikoz+Fruktoz —->Sükroz(Çay Şekeri) + Su

Glikoz +Galaktoz —-> Laktoz(Memelilerdeki Süt) + Su