Golgi Aygıtı Nedir?

Golgi Aygıtı

Golgi Aygıtı

1898 yılında italyan asıllı ‘ Camila Golgi ‘ sinir hücrelerini incelerken birtakım yassı kesecikler ve kanalcıklar gözlemlemiştir.Camila golgi keşfettiği bu yapılara  Golgi aygıtı (Golgi Cisimciği)  adı vermiştir.Golgi aygıtı endoplazmik retikulum ile birlikte görev görev yapan bir organeldir.Fakat golgi aygıtında ribozom bulunmaz. Devamını Oku

Nükleik Asitler

Nükleik asitler 1868 yılında isviçreli bilimadamı Friedrich Miescher tarafından balık spermleri ve akvaryuvarlar üzerindeki çalışmaları sırasında keşfedilmiştir.F. Miescher çalışmaları sırasında akyuvar ve balık sperm hücrelerinin nükleuslarında(çekirdeklerinde) asidik özellikli bir takım yeni maddeler keşfetti.F.Miescher C,H,O,N ve P içeren ,yapı bakımından proteinlerden büyük bu maddelere nükleusta(çekirdekte) yer aldığı için ” Nükleik Asitler ” adını verdi.
Nükleik asitler tüm canlıların döllenmeden itibaren ilk hücre bölünmelerinden başlayıp canlının yaşamının sonuna kadar gelişen tüm canlılık olaylarının nasıl başlayıp,nasıl biteceğine dair bilginin yer aldığı ana moleküllerdir.Özetlersek Genetik bilginin depolandığı yerdir.
nukletidNükleik asitlerin temel yapısal birimine ” Nükleotid ” denir.Bulundurdukları bazlara göre isim alırlar.Timin var ise Timin Nükleotid gibi.
Baz+Şeker+Baz–>Nükleotid
Nükleotid Birimi Devamını Oku

Proteinler

aminoasitProteinler hücrenin yapısında yer alan, C,H,O,N(Azot) ve S(kükürt) içeren,zincir şeklindeki aminoasitlerin birleşmesiyle (Polimerize olması) oluşan önemli organik bileşiklerdir.Proteinlerin temel yapısal birimi aminoasitlerdir.
Proteinler hücrede yüzlerce aminoasitin polimerize olmasıyla meydana gelen makromoleküllerdendir..İlk keşfedilen aminoasit Asparagus sp.(Kuşkonması) bitkisinden elde edilen ” Asparajin” dir.1938 yılında W.C. Rose tarafından ”Threonin” ise en son keşfedilen aminoasittir.Doğada 20 çeşit aminoasit vardır.

Proteinlerin kimyasal yapısını incelediğimizde merkezde bir karbon(C) atomu ve bu atoma bağlı bir karboksil(-COOH) grubu ve amino(-NH2) grubu vardır.Bu iki yapı amimoasitlerin ortak temel yapısını teşkil eder.Amimoasitler arasındaki farklılığı ise (C)karbon atomuna bağlı (-R) grubu ve yan zincir sağlar.Aminoasitler ”R” grubunun kimyasal özelliklerine göre suda eriyenler ve suda erimeyenler olmak üzere iki gruba ayrılır.Amino grubu ve yan zincir grub,aminoasitlerin farklı elektrik yüklerine ve suda farklı çözünürlük oranlarına sahip olmalarını sağlar.Aminoasitler kısaltılmış olarak üç haf yada tek harf ile sembolize edilirler.Alanin –>Ala–>A gibi..
Karboksil grubu(-COOH) asidik,amino grubu(-NH2) bazik özellik gösterir ve bu sebeble hücrede meydana gelebilecek Ph değişimlerinde tampon görevi üstlenirler. Devamını Oku

Benjamin Çiçeği Nedir?

bjmLatince adı Ficus benjamica olan Benjamin bitkisi her dem yeşil ,çalımsı , evlerde sıklıkla yetiştirilen bir saksı bitkisidir.Benjamin bitkisinin anavatanı Avusturalya ve Güneydoğu asyadır.Evde yetiştirilen benjaminin ortalama boyu 80-100 cm kadardır.Fakat uygun ortam koşullarına sahip ise 1,5 metreye kadar boylanabilir.

Benjamin bitkisinde çiçeklenme yoktur.Üreme yani çoğaltma ise uç taze sürgünlerden kesilen sürügünlerin ekilmesi , çelikleme ile yapılır.

Yaz aylarında toprağı kuru bırakılmamalı düzenli olarak sulanmalı ve yapraklarda su püskürtülmelidir..Kışın ise toprağın hafif nemli kalması yeterlidir.

Direkt güneş ışığına maruz kalmamalıdır fakat aydınlık ortamlar sağlanmalıdır.

Benjamin bitkisinde kurumuş uç dallar budanmalı,bitki marketlerinde satılan özel sıvı gübreler ile ilkbahar ve yaz mevsimlerinde iki defa desteklenmeli,bitki eğer bulunduğu yerde hızlı ve bol sürgün veriyorsa kesinlikle yeri değiştirilmemelidir.

Kış mevsiminde minimum 7 derecede hayatta kalır,benjamin bitkisi için optimum sıcaklık aralığı ise 14-22 derecedir.

Bitkinin boy , kütle ve kök biyokütlesi içinde bulunduğu saksı ve toprağa küçük gelmeye başladığı an saksı uygun büyüklükte bir saksı ile değiştirilmelidir.Saksı değişimi ilkbahar ayları dışında kesinlikle yapılmaz.Kullanılan toprak ise çiçekçilerde satılan kök gelişimi için elverişli kolay hava alabilen , su geçirgen toprak yeterlidir.

Aşağıda videolarda Benjamin (Ficus Benjamina) doğal şartlarda bir ağaç gibi büyüdüğü gibi saksıda yetiştirildiğinde nasıl büyüdüğünü görebilirsiniz. Devamını Oku

Atatürk Çiçeği Nedir?

atttEuphorbiaceae(sütleğengiller) ailesinin bir üyesi olan Atatürk Çiçeği (Euphorbia Pulcherrima) anavatanı doğal yayılım alanı Meksika ve orta Orta Amekrikada. Dünyada yaygın olan bilinen adı ’Poinsettia ’ ‘dır.Ülkemizde ise Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk Bu çiçeği çok sevmesinden dolayı ‘ Atatürk Çiçeği ‘ adı verilmiştir.

Aslında Atatürk çiçeğinin yapraklarını çiçek zannedilir.Gerçekte ise durum farklıdır.Atatürk çiçeğinin çiçekleri bitikinin üst merkezinde küçük sarı renkte açar.

Atatürk çiçeği çelikleme yöntemiyle üretilir ve yaklaşık 60 cm’ye kadar büyüyebilir.Uygun iklim koşullarında bahçelerde bakıldığı gibi ülkemizde ise kapalı mekanlara ihitiyaç duyar.

Atatürk çiçeği çiçeksiz dönemde 10-12 derecede,Çiçek açmadan önceki periyodda 15-19 derecede,çiçeklenme periyodunda 10-13 derece ,çiçeklenmeden sonra ise 10-12 derece ısı koşullarına ihtiyaç duyar.Özellikle çiçekli dönemde ortam sıcaklığı 13 derece altına düşmemelidir.

Toprak türü olarak turbalı ,çürümüş yaprak ve tırılı toprak ve toprağın miktarının beşte biri kadar yanmış gübreli toprak karışımı uygun olur.

Atatürk çiçeğinde saksı değişimi bahar ayında yapılmaldır.(Mart-Nisan)

Atatürk Çiçeğinde Gübreleme Haziran -Eylül ayları arasında yani yaz aylarında her hafta bir kere 1 mg/lt gübre ihtiyacı vardır.

Yine bu dönemlerde bitki oda sıcaklığındaki su bolca sulanmalıdır.Aşırı sıcak havalarda bitkinin yapraklarına su sprey şeklinde sıkılmalıdır.

Atatürk çiçeği çiçek açmadığı kış ve ilkbahar mevsimleri arasında bitkinin kurumasını önleyecek kadar çok az sulanmalıdır. Devamını Oku

Bitki Ekolojisi Nedir?

Bitki Ekolojisi çok daha geniş bir çalışma alanı olan Ekoloji biliminin alt bilim dallarından birisidir.Bu sebeple ‘ Bitki ekolojisi nedir? ‘sorusunu cevaplamadan önce ekoloji nedir sorusunu cevaplamalıyız.

Ekoloji Canlıların birbirleri ile yaşadıkları canlı ve cansız çevre ile olan karşılıklı etkileşimleri üzerinde çalışan bir biyoloji bilim dalıdır.

Bitki ekolojisi ise Ekolojinin bir alt disiplini(Alt bilim dalı) olup, Bitkilerin birbirleri ile olan etkileşimlerini, ayrıca yine bitkilerin yaşadıkları ortamdaki canlı ve cansız çevre ile olan etkileşimleri üzerinde çalışan bir bir bilimdalıdır.

Bitki Sistematiği Nedir?

Bitki sitematiği; günümüzde yaşayan yada nesli tükenmiş ve fosil kalıntıları bulunan bitkileri moleküler, mofolojik ve anatomik ve evrimsel akrabalık bağlarını göz önünde bulundurarak tanımlayan ,isimlendiren ve sııflandıran bir botanik bilim dalıdır.

Kısaca açıklarsak, bitki sistematiği bitkilerin tanımlama , isimlendirme ve sınıfladırma alanlarında çalışan botanik bilim dalıdır.

Bitki Morfolojisi Nedir?

Bitkilerin dış yapılarını ve fiziksel şekillerini inceleyen bilim dalına ‘ Bitki Morfolojisi’ yada ‘ Fitomorfoloji ’ adı verilir.Genel olarak bitki morfolojisini bitki anatomisinden ayıran temel fark ;mikroskobik seviyede bitki dokuları üzerindeki çalışmalardır.

Bitki morfolojisi;Aynı ve benzer türlerdeki bitkileri mikro ve makro seviyede karşılaştırmalı olarak doku ve dış yapılarını ,somatik (Vücud Hücreleri) ve üreme hücrelerini elektron mikroskobu düzeylerinde inceleyerek bitkilerin gelişim,büyüme ve orjinleri hakkında çalışmalar yapar.

Bitki Fizyolojisi Nedir?

Bitki fizyolojisi bitkilerin fizyolojisi ve fonksiyonlarını inceleyen botanik biliminin bir alt disiplinidir.

Bitki fizyolojisi ayrıca bitki morfolojisi(Bitkileri yapısal yönden inceler), bitki ekolojisi (bitkilerin çevre ile iletişimini inceler), bitki kimyası, hücre biyolojisi ve moleküler biyoloji ile de yakın ilişkilidir. Bitki biyolojisi çalışma alanı yaşamsal olaylarla ilgili fiziksel ve kimyasal süreçler ile tüm hücresel aktiviteleri kapsamına alır.Bu çalışma alanı içerisinde mineral ve nutrient elementler ve bunların mobilizasyonu ,hücre içi su difüzyonu ve fotosentezis reaksiyonlarındaki çok küçük boyutlarda gerçeklesen moleküler etkileşimler üzerindeki çalışmaları içerir.Bitki fizyolojisi çalışma alanında ayrıca üreme kontrolü,dormansi,mevsimsel bağımlılık ve bitki gelişim süreçleri gibi büyük ölçekli süreçlerde dahildir.
* Fotokimya(Photochemistry) diğer bir deyişle bitki kimyası çalışma alanları bitki fizyolojisi ile yakında ilişkilidir.Bitkilerde diğer organizmalarda bulunmayan,bitkinin hayatta kalması için gerekli fonksiyonların gerçekleşmesini sağlayıcı ve bitkide üretimde görevli çeşitli ve çok sayıda bileşikler vardır.Fotokimya bütün bu bileşikler üzerinde çalışan ve araştıran bir branştır.Bu bileşiklere birkaç örnek verelim;
Fotosenteziste fotosentez için gerekli olan pigmentleri enzimler ve diğer fonksiyonel bileşikler,bitkiler arası rekabet,patojenler ve otçul canlılardan bitkinin kendisini savunmak için ürettiği çeşitli kimyasallar vardır.ayrıca bitkileri dormansiye hazırlamak ,kuraklık yada kitlik zamanlarında bitkinin hayatta kalmasını sağlayıcı ve diğer çeşitli hastalıklara karşı korunmayı sağlayan bileşikler fotokimya çalışma alnına girer.

* Bitki fizyolojisi bitki hücresi özelinde biyolojik ve kimyasal süreçlerdeki çalışmaları da kapsar.Bunlar bitkinin ışık ve kimyasal reaksiyonlarla ürettiği depo maddelerinin üretim süreçlerinide kapsar.

* Bitki fizyolojisi bitkilerin organları,dokuları ve hücreler arası etkileşimleriyle de yakından ilişkilidir. Bir bitkide farklı hücre ve dokular mevcuttur ve bu hücre dokular farklı fonksiyonlar gerçekleştirmek üzere özelleşmişlerdir.Topraktaki minerallerin bitkiye alimi ve depolanmasını sağlayan bitki kökleri ve bitki yumruları gibi.Güneş ışığının yapraklardan emilimi ile başlayan kimyasal süreçler,kökten alınan su ve minerallerin bitki içerisinde iletimi ve bu süreçleri yöneten mesaj ve emirleri,sentez sonucunda üretilen nişasta,protein ve yağ gibi asimilasyon maddelerinin üretimi Bitki fizyolojisi çalıma alanı içerisindedir.

* Son olarak bitkilerde çimlenme,filizlenme,büyüme ve meyve verme,yaprak dökümü,dormansi,bitkinin yasadığı çevre koşullarındaki değişiklerin bitki üzerinde fiziksel,kimyasal ve morfolojik olarak ne tür sonuçlar oluşturduğunun incelenmeside bitki fizyolojisi çalışma alanındadır.